logo

Muharrem Erkek : 1919 ruhu ile 2019’u kazanacağız…

Eylem Haber/Ankara

CHP Genel Başkan Yardımcısı Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek Eylem Haber’den Orhan Uçar’ın sorularını yanıtladı.2019’a dair ,Cumhuriyet Halk Partisinin yol haritasına dair önemli bilgiler veren Erkek’in açıklamalarından satır başları;

1)Tanımayanlar İçin Muharrem Erkek kimdir?

1969 yılı Çanakkale doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunuyum. 2000 yılından beri aktif olarak Cumhuriyet Halk Partisinde siyaset yapıyorum.2004-2014 yılları arasında Çanakkale Belediye Meclis Üyeliği ve Belediye Başkanvekilliği görevlerinde bulundum. 1994-2014 yılları boyunca 20 yıl avukatlık yaptım. 7 Haziran 2015 seçimi öncesi yapılan önseçimde de aday oldum ve Çanakkale Milletvekili olarak seçildim. Anayasa Komisyonunda CHP Grup Sözcüsü olarak görev yapıyorum. Son Kurultayda da PM Üyesi olarak seçildim. Merkez Yürütme Kurulunda da Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görevime devam ediyorum.

2)Şeker Fabrikalarının Özelleştirmek istenmesiyle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

CHP her konuda olduğu gibi bu konuda da büyük duyarlılık göstermektedir. Genel Başkan Yardımcımız Veli Ağbaba’nın başkanlığında PM Üyelerimiz, Milletvekillerimiz il il dolaşıyor. Şeker fabrikası çalışanlarını, pancar üreticilerini ziyaret ediyor onlara destek oluyorlar. Şeker Fabrikaları bu ülkenin kaleleridir ve satılmaması gerekiyor. Şeker Fabrikalarının peşkeş çekilmesi ile beraber nişasta bazlı şeker üretimi kullanımı da artacak. Çocuklarımızın, yurttaşlarımızın zehirlenmelerine karşıyız. Halkımızla beraber ciddi bir mücadele veriyoruz. Şeker fabrikaları “vatandır” ve “satılmamalıdır”.

3)Çanakkale Belediye Başkanına yönelik “18 Martta konuşmayacak o Başkan!” diyerek bir baskı gelmişti ve Belediye Başkanı 18 Mart Çanakkale Zaferinin resmi törenlerinde konuşturulmamıştı. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Tek adam rejiminin getirdiği problemlerden bir tanesi ile karşılaştık. 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra parlamentoda bulunan bütün siyasi partiler ile beraber ortak tavır konmasına rağmen parlamentoyu etkisiz hale getirmek için OHAL ilân edildi ve KHK’larla hukuksuzluklar yapılmaya başlandı. 16 Nisan referandumunda YSK tarafından yapılan hukuksuzlukla beraber tek adam rejimi ve saray rejimi resmileşmeye başladı. Türkiye’de yaşanan bütün sorunların temelinde bunlar yatmaktadır. Kuvvetler ayrılığı ve demokrasinin yıkılması ve temelinden sarsılması Türkiye gibi kendilerine de zarar veriyor. Belediye başkanlarının zorla istifa ettirilmesine böyle bakmak gerekir. Çanakkale Belediye Başkanı’nı 18 Mart Çanakkale Zaferinde konuşturtmayan anlayış yerel demokrasiye de ağır darbeler vurmuştur. Çanakkale Belediye Başkanı konuşmasını sosyal medya aracılığı ile gerçekleştirmiş ve Çanakkale halkı fener alayında çok ciddi bir tavır ortaya koymuştur. On bin kişinin üstünde Çanakkaleli, Belediye Başkanıyla beraber yürümüş ve Başkanına destek olmuştur. Biz 18 Mart sabahı gerçekleştirilen resmi çelenk koyma törenine katıldık ancak stadyumdaki törene katılmadık. Çünkü Belediye Başkanımızın olmadığı bir yerde biz de olmamalıydık. Protokolle birlikte değil, halkımızla beraber akşam fener alayına katıldık ve Çanakkale Zaferimizi kutladık. Çanakkale Zaferinde Mustafa Kemal Atatürk’ün adını dahi anamayanlar bu tip davranışlar ile kendi sonlarını hazırlıyorlar. Çanakkale’de ilk yerel seçimlerde oylarımızı daha da yükseltecek ve seçimlerden başarıyla çıkacağız. Çanakkale halkı yapılanları unutmaz ve gereken cevabı sandık iradesinde ortaya koyar.

 

4)Cumhurbaşkanının aylar öncesinde yaptığı Metal Yorgunluğu açıklamasının ardından yeni bir konuşmasında Afrinden sonra  bu yorgunluk sona ermiştir diye bir açıklaması oldu. Bu konuda söylemek istedikleriniz nelerdir?

Genel Başkanımız çok doğru bir tavır ortaya koymuştur. Metal yorgunluğu herkesin bildiği gibi AKP’nin kendi içindeki bir yorgunluktur. Afrin Harekatı ne AKP’nin ne başka bir siyasi partinin ne de tek bir kişinin harekatı değil, Türkiye’nin harekatıdır. En başından beri söylüyoruz, askerlerimizin sonuna kadar yanındayız. Devleti şahsileştirilmek isteyen, devlet benim diyen biri Türkiye’nin mücadelesini benim mücadelem anlayışını göstermektedir. Bu açıklama toplumun vicdanında da büyük bir tepki doğurdu. Genel Başkanımız da grup toplantısında bu konuya değindi ve toplumun vicdanının sesi oldu. Son derece talihsiz bir açıklamaydı.

5) DHA’nın Satılması ile ilgili Düşünceleriniz nelerdir?

Tek Adam rejiminin muhalefete tahammülü yok. Objektif bir basına, gazeteciliğe tahammülü yok. Basın, yönetenlere hizmet etmek için değil, yönetilenlere hizmet etmek için vardır ve demokrasi de basının güçlü ve özgür olduğu ülkelerde daha etkindir. Aydın Doğan’ın medyadan çekilmesi de çok önemli bir olaydır. DHA’nın Saraya ve İktidara yakınlığı ile bilinen Demirören Holding’e satılması bu satışın arka planında “Saray rejiminin, iktidarın payı nedir?”  sorularının sorulmasına neden oluyor. “Sermaye nereden temin edilecek, nasıl sağlanılacak?” Tek adam rejimi egemenliği tek elde birleştirdiği gibi basını ve medyayı da Saray takibi altına sokmaya devam etmektedir.

6)İnternet üzerinden yayınlarını sürdüren Medya Kuruluşlarına yönelik çıkarılan yeni denetleme ve lisans yasası ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Bu anlayış her geçen gün otoriterleşen bir anlayıştır ”despotizmdir”. Aslında Türkiye’de şu anda bir demokratik sistem yoktur. Monokrasi vardır. Sosyal medyada özgürce yapılan tartışmalar bile iktidarı son derecede rahatsız etmektedir. Bir Kuzey Kore uygulaması ile karşı karşıyayız. İnternetten bu kadar korkmak bu kadar rahatsız olmak demokrasiden ne kadar çok uzaklaştığımızın da göstergesidir. RTÜK zaten son zamanlarda “Recep Tayyip Üst Kurulu” gibi çalışmaktadır. Tüm kurumlar ele geçirilmiş ve kendinden olmayan kurumlara da baskılar devam ediyor. Objektif bir denetim olabilecek mi? İnternette de ne yazık ki OHAL rejimi başlıyor. Geçmişte “OHAL teröre hizmet etmektir” diyen Erdoğan bugün OHAL’i teröre karşı kullandığını söylüyor, ancak terör ile mücadele için OHAL’e gerek yok. 2002 yılında yasaklar ile mücadele için geliyoruz diyen iktidar bugün ülkeyi yasaklar ülkesi haline çevirmiştir.

7)Meclis’e Mustafa Kemal’in Askerleriyiz yazılı tişört ile girmeye çalışan vatandaşımızın üzerinden Tişört’ü çıkartılarak Meclise alındı. Atatürk’ün Meclisi’nde yaşanan bu olay ile ilgili söylemek istedikleriniz nelerdir?

Bu zihniyetin aslında aydınlanmaya yönelik bir sorunu var. Bu zihniyet bizi geriye götürmek istiyor. TBMM vatan işgal altındayken kurulmuş ve Kurtuluş Mücadelesi Mecliste birlikte verilmiştir. TBMM’yi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafının bulunduğu bir tişörtten  rahatsız olunması aslında şu an saraydaki iradenin Türkiye’yi yöneten anlayışın da aslında nasıl bir düşüncede olduğunu da göstermektedir. Egemenlik tamamen Saraya devredilmek isteniyor. Aslında bu anlayış Mustafa Kemal Atatürk’e Gazi Meclise kuruluş iradesine büyük bir saygısızlıktır. Bir tişörtten rahatsız olunması büyük bir aymazlıktır, talihsizliktir. Bu olayı yakından takip ediyoruz. Meclis’te böyle bir girişime kalkışmaya kimse cesaret edemeyecektir. Asıl amaç Atatürk’ü silmektir ama bunu asla başaramayacaklar. Bu ülkede demokrasiye, laikliğe ve Mustafa Kemal’e inanan milyonlar var, bunu duvarlardan panolardan silebilirler ancak Türkiye’nin ve vatandaşlarımızın kalbinden silemeyeceklerdir. Biz bu topraklarda özgürce yaşıyorsak  bugün bu görevlerde yer alabiliyorsak Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına borçluyuz.

8)AKP-MHP-BBP tarafından yapılan ittifak ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Bu ittifak ile ilgili tasarı, teklif televizyon yayınının olmadığı gün ve saatlerde Meclis’te tartışıldı ve çoğunluk olduğu içinde geçti. Bu yasanın içerisinde açıkça Anayasa’ya aykırı düzenlemeler var. Temsilde adaleti zedeleyen maddeler var. Seçim Güvenliği ile ilgili problem yaratacak maddeler var. Adı Cumhur “halk” ama uzaktan yakından halkla alakası olmayan bu ittifak aslında bir tarafın derdinin Cumhurbaşkanlığı olduğu diğer tarafın derdinin ise baraj olduğu bir ittifaktır ve bunun pazarlığı yapılmıştır. Biz de bunun karşısında demokrasi için güçlü bir ittifak kurarak ve seçimlerde başarılı olacağız. 1919 ruhu ile 2019’u kazanacağız. 1919’da Bağımsızlık mücadelesi veriliyordu, 2019’da demokrasi mücadelesi veriliyor. 1919’da olduğu gibi bu mücadeleyi kazanacağız.

9)Neden CHP?

CHP son genel seçimlerde herkesin gördüğü gibi belki Cumhuriyet tarihinin en önemli seçim bildirgesi ile halkın karşısına çıktı. Türkiye’nin bütün sorunlarına nasıl hakim olduğumuzu vatandaşlarımız da gördü. Bugün asgari ücret 1603 TL olduysa CHP’nin belirlediği gündemler sayesinde olmuştur. Gençler CHP’ye oy vermeli çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün Demokratik, Laik Cumhuriyeti’ne sahip çıkan bir CHP var. Egemenliğin ulusta olmasını savunan ve buna sahip çıkan bir CHP var. Demokrasi, adalet, basın özgürlüğü, laiklik için mücadele eden bir CHP var. Bu yüzden biz diğer siyasi partilere bugüne kadar  oy vermiş bütün seçmenlerimize, yurttaşlarımıza, kardeşlerimize, gençlerimize de sesleniyoruz. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu durumdan kurtaracak tek güç vardır Cumhuriyet Halk Partisidir. “Demokratik bir rejim mi, otoriter bir rejim mi?”.  Bunun kararını vatandaşlarımız verecektir. Halkın sorunlarını yakından bilen, araştıran, konuşan ve bu sorunlara çare üretecek tek çatı da Cumhuriyet Halk Partisidir.

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

8+4 = ?