logo

ÖDP: Telekom soygununun hesabı verilsin

Yapılan açıklamada, özelleştirilen kurumlar yeniden kamulaştırılsın çağrısı yapıldı.

Lübnanlı Hariri ailesi ile Saudi Telecom Company’nin ortak olduğu OTAŞ tarafından soyulan Türk Telekom skandalında sorumluluların ve soyguncuların hesap vermesini isteyen ÖDP İstanbul İl Örgütü, gerçekleştirdikleri eylemde şu ifadelere yer verdi.

AKP iktidarında Türkiye’nin en büyük özelleştirmeleri gerçekleştirildi. Türkiye’nin üretken ve en stratejik kurumları allanıp pullanarak satıldı. Bu özelleştirme süreci iktidar tarafından büyük bir başarı olarak sunuldu. Türk Telekom’daki büyük soygun ekonomimizdeki büyük çöküşün nedenlerini ortaya koymaktadır.

1)Türk Telekom, yargının iptal kararlarına rağmen, iktidarın ısrarıyla özelleştirildi. Bu özelleştirmeyi özel kılan noktalardan birisi, Telekom’un Lübnanlı Hariri ailesine teslim edilmesidir. Bu da AKP iktidarının Körfez sermayesini Türkiye ekonomisinde etkin kılma çabasının sonucu olmuştur. Daha sonra gerçekleşen pek çok özelleştirme ve yağmada da benzerlerini görmeye devam ettik.

2)Telekom’u satın alan Oger şirketi, borçlarını Türkiye’deki bankalardan aldığı kredilerle karşıladı. Satışın gerçekleştiği 2005’ten 2016’ya kadar geçen süre içinde Telekom 14 milyar dolar kar etmesine ve bunun 5.7 milyar doları Oger grubuna kalmasına karşın, kredi borçları ödenmedi. 2016 yılından itibaren kötü yönetim nedeniyle şirket zarar etmeye başladı. Oger şirketi, aynı dönemde Suudi Arabistan’da iflas etti. Tüm bunlar olurken iktidar Telekom’un soygun sürecine yönelik hiçbir müdahalede bulunmadı.

3)Üzerinde durulması gereken bir başka nokta da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın, Yiğit Bulut’un, CB eski Genel Sekreteri Fahri Kasırga’nın, Türk Telekom yönetiminden birinci derecede sorumlu olmasıdır. Kaldı ki 2018 yılında, Fuat Oktay’ın yerine, Cumhurbaşkanı Danışmanı Sefer Turan’ın yönetim kuruluna seçilmesi, Türk Telekom’un Saray’ın arka bahçesi haline getirildiğini ortaya koymaktadır. Türk Telekom’un uğratıldığı zararlarda birinci

4)Türk Telekom, 2018 ikinci çeyrekte 889 milyon TL zarar etmiştir. Bu zarar yönetim tarafından ‘kur farkı’ olarak açıklanmıştı. Haziran sonundan itibaren kurun daha da yükseldiğini düşünürsek, Türk Telekom’un zararının da arttığını tahmin etmek zor olmaz. Türk Telekom stratejisini, Yiğit Bulut’un kur tahminlerine göre mi yapmıştır? Türk Telekom’un nasıl bir yönetim altına sokulduğunu gösteren bu örnekler aynı zamanda kurdaki farklılıkların ‘bu da geçer’ demekle ortadan kalkmadığını, şirketleri ne hale getirildiğini ortaya koymaktadır.

5)AKP, Telekom’u o günkü değerinin çok altında bir fiyattan sattı. Hariri’nin şirketine vergi kıyakları ile birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin iki kez reddine rağmen Sayıştay denetimi kaldırılarak soygunun önü açıldı. Oger, ülkemizin en stratejik kurumlarından birisi olan Telekom’u batırırken milyar dolarları istifleyip, bankalara da büyük borçlar bırakarak ülkeyi terk etti. Böylesi bir soygunun geçiştirilmesi, sorumlularının üzerinin örtülmesine asla izin vermeyeceğiz.

‘ÖZELLEŞTİRMELER ÜLKEYİ BATAKLIĞA SÜRÜKLEDİ’

1) Özal’ın başlattığı özelleştirme süreci AKP döneminde ülke tarihinin rekorlarına ulaşarak sürdürüldü. AKP, ülkenin tüm kamu işletmelerini, yer altı ve yer üstü zenginliklerini uluslararası sermayeye devretti. Her özelleştirme süreci, ekonomik bir başarı olarak sunuldu. Özelleştirmelerin sonucunda, kamunun yükünden kurtulacağı ve Türkiye ekonomisinin güç kazanacağı ileri sürüldü.

2) Özelleştirmeler aynı zamanda kayırmacılığın ve yolsuzluğun da en önemli zeminlerinden birisi oldu. AKP döneminde yandaş sermaye yaratma sürecinin bir yanı özelleştirmeler üzerinden ilerledi. Hem yandaş sermaye hem de AKP’nin ekonomide ağırlık kazandırmaya çalıştığı Körfez sermayesi bu özelleştirmelerin bir numaralı muhatabı haline getirildi.

3) İktidar, doların yükselmesinin ve ekonomideki çöküşün nedeninin ‘dış mihraklar’ olduğunu söyleyerek, yalan rüzgarları eşliğinde halktan kemer sıkma politikalarına razı gelmesini istiyor ! Oysa gerçekler başkadır ! Ülkemiz ekonomisi, AKP politikaları sonucunda şimdi ‘dış mihraklar’ denilerek karşı çıkılan, ABD başta olmak üzere emperyalist merkezlere ve uluslararası sermayeye devredilmiştir. Türkiye ekonomisi üretimden kopmuş, özelleştirme ile kamunun birikimleri tasfiye edilmiş ve sıcak para girişine bağlı zayıf bir ekonomi haline gelmiştir.

4) Telekom’da özelleştirme ile başlayan soygun süreci özelleştirmelerin ülke ekonomisine verdiği zararın acı bir özetidir. Bugün, SEKA’nın yokluğunun ya da TEKEL’in yokluğunun nasıl sonuçlar ürettiğini hep birlikte yaşıyoruz. Türkiye’yi bugünkü krizin içine sürükleyen faktörlerden birisi özelleştirmeler olmuştur.

5) Yerlilik ve millilik iddiasını dilinden düşürmeyen AKP’nin, aslında ne kadar yerli ve milli olduğunun aynası Telekom soygunudur. Ülkemizin en stratejik yerli ve milli kamu işletmelerinden birisi olan Telekom’u elden çıkaran, soyulmasına göz yuman bir iktidarın yerli ve milli olması iddiası bir yalanın ötesine geçemez. Kaldı ki sadece Telekom değil, ülkemizin en önemli kamu kurumları ile birlikte madenleri, ormanları, yaylaları uluslararası sermayeye satılmıştır. O yüzden özelleştirmeciler ne yerli ne de milli olabilirler. Çözüm Yeniden Kamulaştırma ! Özelleştirmeler yoluyla kamunun elinden çıkarılan başta enerji, iletişim ve ulaşım olmak üzere tüm stratejik kurumlar, fabrika ve üretim alanları yeniden kamulaştırılmalıdır. Ülkemizin bağımsız bir ekonomiye kavuşabilmesinin, doların tahakkümünden kurtarılabilmesinin ve kendi ayakları üzerinde duran bir ülke haline gelebilmesi, ancak kamusallaşmayı eksen alan bir anlayışın sonucu gerçek olabilir.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

9+3 = ?